Duyurular  Haberler  Etkinlikler
 
 
DUYURULAR
E-mail:   
Yenilikler,Haberleri, Duyuruları İlk Siz Öğrenin

Ne Mubareksin Ey Oruç!

Ramazan ayında bedenimize, ruhumuza, düşüncelerimize, evlerimize ve çevremize aydınlıklar getiren oruç ibadeti; Rabbimizin “ O benim içindir.” dediği, bu yüzden de bizim için çok değerli olması gereken bir ibadettir. Yeme, içme ve cinsel ilişki gibi dünyevî ihtiyaçları bir süreliğine terk etmekle insan, Rabbine gerçekten de O’nun olmaya lâyık bir hediye vermektedir. Allah’tan korkmanın sembolü olan bu ibadetle insanoğlu, kimsenin görmediği anlarda bile nefsine hâkim olarak, inancını gerçek anlamda bu şekilde pekiştirmektedir. Allah Teâla da kendine verilen bu güzel hediyenin ecrini, bizzat kendisi vereceğini, oruçlunun ağız kokusunun O’nun için misk kokusundan daha kıymetli olduğunu, oruçlu kimseye müjdelemektedir. Ne mutlu, bu müjde ile müjdelenenlere! Ne mutlu, kurtuluşa erenlere!

Bu ibadet bize farz kılınmasaydı acaba Rabbimizin nimetlerinin şükrünü nasıl eda edecektik? Acaba zengin bir insan, fakir ve aç bir insanın bakışlarındaki çaresizliğe ne zaman bir anlam verebilecekti? Hz. Yusuf bile peygamber olduğu halde, Mısır’ın kıtlık yıllarında “Karnım tokken yardım almaya gelen zavallılara acıyabilir miyim?” diyerek üç günde bir yemek yermiş.

Her zaman istediğini yiyebilen insan, oruçla, yediği bu nimetlerin sahibinin kendisi olmadığını ve bunları yemek için onların asıl sahibinden izin alması gerektiğini anladı. Gücüne, kuvvetine, zenginliğine güvenip ululuk taslayanlar, açlık kırbacını tadınca, ne kadar aciz olduklarını ve o muhtaç olunanı hatırladılar. Ve vücut… Geçici kısıtlamalardan sonra o da ancak azâd edildiğinde tattı, yaşamanın gerçek tadını, tekrar yenilenerek ve artık hür olduğuna sevinerek…

Vücudunu ve ruhunu uzak tutması ve sakındırması gereken şeylerden beri tutarak, iradeli olmayı ve bu durumun nefsine verdiği acıya katlanarak da sabretmeyi öğrendi insan. Oruç bir kalkandı; şeytanın attığı oklardan müminin kalbini koruyan, Allah’ın tuttuğu bir kalkan… Ve Ramazan bir okuldu; ağza, dudağa, göze ve sonra düşünceye, hayal gücüne, nefse hâkimiyeti öğreten bir okul… Oruçla dirildi vücutlar bu okulda ve vücudun özü olan kalp. Duyu organlarımız arındı günahlarından. Oruç gelmişse, kelimelerini daha bir tartarak kullandı dil, kem sözlerden sakındı ve ona sataşsalar bile “Ben oruçluyum.” diyip geçiverdi göstererek sabrını. İnsanlar birbirine yaklaşıverdiler, yardımlaştılar ve hep birlikte kaldırdılar ellerini semâya, hep birlikte âmin dediler.

Sofralar sanki Hz. İsa’nın gök sofrasından lezzetler, kokular taşımaktaydı. Yediğimiz bu nimetler her günkü yediğimiz nimet değildi sanki Peygamberimizin (s.a.v.) ashâbıyla oturduğu sofralardan bir nimetti.

Her şeye bu derece anlam katabilen Ey Oruç, bereketlendir kalbimizde O’na olan sevgiyi, sofralarımızı bereketlendirdiğin gibi.

Yüksel minarelerden Ey Kutlu Ramazan’ın, Ey Kutlu Akşam Ezanı! Yüksel ki dirilsin bu sesle O’ndan habersiz tüm kalpler.

Ey hayra koşan, mağrifet dileyen mümin! Haydi, tamamla hayrını, tamamla da müjdelere eriş. İste O’ndan isteyebildiğini ve ağla günahlarına Efendimizin (s.a.v.) cehennemi söndüren ağlayışı gibi.

Ve sen ey şerre yönelen, artık yetmedi mi?

Ayşe KARAKOÇ

Önceki Yazılar

"Yağmur bulutlarını davet edeceğiz gökkuşakları doğsun diye toprağımıza"



"Kim sabretmeye çalışırsa Allah ona sabır ihsan eder. Hud - 115
E mail
Şifre
Şifremi Unuttum      
YENİ ÜYE
İMH Üyelik Sistemi Avantajlarından sizde yararlanın
  Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
  Kitap Okuyarak
  Seyahat ve Ziyaret Ederek
  TV İzleyerek / İnternet Kullanarak
  Sosyal ve Kültürel Çalışmalara Katılarak
    Diğer Anketler  
© 2008 - COPYRIGHT /
İmam Ebu Hanife ve İmam Maturidi Araştırma Vakfı
Web Tasarım ve Programlama
www.yonca-ad.com
Web Tasarım, İnteraktif Cd, Tanıtım Filmi...